reklam
Bugun...
Nihat Genç’ten olay sözler! 'Ekrem İmamoğlu ve Ali Babacan ayrı partideler ama...'
Tarih: 06-12-2019 17:59:00 + -


Yazar Nihat Genç, kaleme aldığı yazısında "Daha oyun başlamadan hokkabazlarını kahraman ilan ettiler" diyerek muhalefetin cilaladığı Ekrem İmamoğlu ve Ali Babacan'a tepki gösterdi.

Nihat Genç’ten olay sözler! 'Ekrem İmamoğlu ve Ali Babacan ayrı partideler ama...'

Nihat Genç’ten olay sözler! 'Ekrem İmamoğlu ve Ali Babacan ayrı partideler ama...'

Yazar Nihat Genç, VeryansınTv'de kaleme aldığı 'Daha oyun başlamadan hokkabazlarını kahraman ilan ettiler!' başlıklı yazısında dikkat çeken ifadeler kullandı.

 

İşte Nihat Genç'in o yazısı:

 

Habertürk TV (şirketlerin) ekranı, oyuncuları Nagehan Alçı, Didem Arslan, Babacan, Davutoğlu, İmamoğlu, bir yeni oyun daha kuruyorlar!

 

Eskisinin aynısı bir oyun! Borsa’da kurulmuş bir oyun. Yeni oyuncular pey sürmeye başladılar, Babacan, İmamoğlu, vs. hepsi ülkeye sıcak parayı kendilerinin getireceğini, AB’ye girebileceklerini söylüyorlar.

 

Bize de bir daha yine şans oyunları kalıyor, at yarışı, piyango. Şans oyunlarının zihne ve bedene ve iradenize hiçbir katkısı yoktur, çünkü yazı da gelse hayatınızda değişen bir şey olmayacak tura da gelse.

 

Şirketlerin ekranları, eski zaman paşaları aristokratları şövalyeleri gibi, şan ve şeref hep onlarda, payitaht krallık taç saray hep onların özel mülkü. Ya da oyun’u hep aynı ‘soydan’ (sıcak paradan) gelenler kuruyor.

 

Ve yeniden kurulan bu eskisinin aynısı oyun’la üç-dört seneye kalmaz yepyeni bir iktidar değişiminin güya yine arifesindeyiz.

 

Kırılmış gururumuzun intikamını ülkemizin halkımızın bunca yıl ağır kayıplarını hepimiz adına ya Babacan ya İmamoğlu alacak!

 

Ve bunca direnişin bunca eziyetin bunca kahra cehalete katlanışımızın emekleri bir daha yine mi çarçur edilecek!

 

Devran eskisi gibi dönecek, değirmen eşeği yine biz olacağız!

 

Aynı değirmen etrafında bir onbeş yıl daha boşuna döneceğiz.

 

Anarşist bir slogan: Hep aynı politikacılar geliyorsa oy vermenin anlamı ne?

 

Şüphesiz insanları zorlayarak baskılayarak özgür yapamazsınız. Ancak, oyun’a renk cümbüş göz boyama anlaşmalı kavga itişme bağırma çağırma ağdalı takdim tanıtım vs. katarak seyircileri taraf tutmaya, ekran ve iletişim otoritesinin marifetleriyle oyun’a dahil edebilirsiniz!

 

Bu yoğun propaganda sonucu, ekran başında kafanızın tam almadığı kişiliklerini geçmişlerini tam bilmediğiniz şaibeli adamların bir süre sonra ‘adam’ı, yani ya destekleyeni ya karşı çıkanı olursunuz.

 

Oyun’un sizin oyununuz olmadığını, sizin ekmeğinizi çocuklarınızı ülkenizi bir daha soymak için yeni bir dümen olduğunu anlayana kadar, bakmışsınız oyun bitmiş. Sandıklar açılır, ejder suyu sevenler gider kaz partisi sevenler gelir. Ve yeni dümenin-tezgahın kahramanları başınızın ülkenizin ‘tac’ı oluverir.

 

Ancak kendi ‘oyun’unu kendileri kuran insanlar hayal güçlerinin önlerini açarak kendileri benzeri insanlarla konuşarak yarışarak tanışarak ortaya bir irade koyarak başka tür bir ‘iklim’ yaratabilir!

 

Şimdi, bugün itibariyle, yeni bir dümen (oyun) yola çıkmışken, muhalefetin (hadi ihanet demeyelim) en büyük gafleti, daha oyun başlamadan ‘oyun’ alanlarını yabancı şirketlere (güçlere) kaptırmış olması.

 

Aydınlık Gazetesi bile kendi oyun kuramayıp oyun’u saraya yanaşarak kurmaya başladı, peki, Sözcü, Halk TV, Cumhuriyet, ODA TV, oyun’u kimlerle oynamaya başladı?

 

Özgür ya da aydınlık dediğimiz kafalar oyun’u çoktandır AB’ye girelim ya da İngiliz finans çevrelerinin adamlarıyla kurmaya başladı. Ve pek zahmetle inşa ettikleri oyun alanlarını batılı şirketlerin kahramanlarına tahsis etmeye başladılar.

 

O yüksek düşünceli pek çalımlı aydınlar başkalarının kurduğu oyunların kahramanlarına çoktan kavuşup, dünya borsasının liberal piyasasının oyuncağı adamlarla nurlanıp rahata kavuştular, artık, bu yüzden sorgulamayı bıraktılar.

 

Muhalefetin ilk kaybı oyun alanlarını kaybetmesi, ikinci büyük ihaneti, oyun’u, kişileştirdi. Şöyle, kurduğu oyun, Ekmeleddin, Kılıçdaroğlu, İnce, İmamoğlu, vs. gibi isimler üzerinden oynuyor.

 

Kişileştirmekle yetinmedi, kişileri mitleştirdi (yüceltti, kutsadı, destanlaştırdı). Oysa bir kişiyi mitleştirmek için büyük yayın organlarına ihtiyacınız vardır. Büyük şirketlerin büyük ekranları, iktidarla aynı oyunu oynamayanları ekranlarına çıkartmaz. İşte İmamoğlu ve Babacan, ayrı ayrı partideler ama aynı şeyleri aynı ekranlardan müjdeliyorlar?

 

Yani, yabancı yatırımcıyı biz getiririz, AB’ye biz gireriz, vs. diyorlar, Özal da aynı şeyleri söylüyordu, AK Parti'de de bu sloganlarla iktidara gelmişti.

 

Oysa kurulu bu tezgah oyun’a itirazı olanlar, biz şu şu sektörlerde şu programla geliyoruz diyebilmeli, şu kooperatifler, şu teşvikler, şu vergi indirimleri, şu sağlık politikası, bu eğitim anlayışıyla yola çıkıyoruz, diye kendi ‘oyun’unu ilan edebilmeli.

 

Kılıçdaroğlu’na kadar CHP’nin hep bir programı hep bir kendi oyun’u vardı. Kılıçdaroğlu partiye sadece ‘sağcılar’ı çekmedi, partinin geleceğini ‘kişilere’ bağlayarak partiyi düpedüz sağcılaştırdı, artık o gün bugün muhalefet kişilerden (kahramanlardan) medet umuyor.

 

İtalya’da Almanya’da haberlerden duyuyorsunuz, koalisyon görüşmeleri bazen iki ay bazen bir yıl sürüyor, neden, koalisyona katılan partiler ‘programlarını’ dayatıyor!

 

CHP tarihinde ilk defa kişiler Kılıçdaroğlu sayesinde programın önüne geçti, artık programları değil kahramanların kitaplarını yazıyor konuşuyoruz.

 

İktidarın da CHP’nin de tek bir programı var, sıcak parayı çekmek, AB’ye girmek, NATO’yla bir şekilde anlaşmak.

 

Tek programları IMF programında hepsi bir şekilde anlaşıyor, olsun, seçim günü bir cümbüş havası estirilir, demokrasi barış sloganları göklere yükselir, sanki bir şey değişecekmiş gibi. Seçimler yani sandıklar bu oyun alanına dahildir. Uluslararası finans merkezleri hokkabazlıkla yeni kuklalarıyla sandıkları yani oylarınızı elinizden almayı yine başarır. Anadolu’nun ünlü deyimiyle, ha Hasan kel, ha Kel Hasan, sandıktan zaferle çıkar. Bu oyun’u Sözcü Gazetesi yazarı Deniz Zeyrek ne güzel ifşa edip özetliyor: Biz bu kazı geçen sene Binali Yıldırım’la yedik şimdi İmamoğlu’yla yiyoruz.

 

Uluslararası şirketlerin bir kurmacası bu oyun ülkemize kurulan bitmeyen hikaye gibi bitmeyen tuzak’tır.

 

Bu oyun içinde hiç kimse kendini gerçekleştiremez. Hayatın hiçbir sorusuna cevap veremez. İradesini cesaretini imkanlarını sınama şansı bulamaz. Bu kurmaca oyun, çok basittir, ekmeğinizi iradenizi yaylalarınızı ruhunuzu kimliğinizi, uluslararası finans ve AB ve NATO elinizden alıverir.

 

Ve yine karamsarlık umutsuzluk ruhunuzun denizinde bok gibi üste çıkar, pis kokular burnunuzun dibine dayanır.

 

Üzülmekte haklısınız ve ama hayatınıza ve siyasete büyük derin parçalayıcı sorular neden sormuyorsunuz, Cumhuriyet, ODA TV, Halk TV, Sözcü, oyun’u neden uluslararası finansın köpekleriyle kuranların yanında içinde yer alıyor?

 

Şundan, kendi oyun kuracak güçleri yok, yani, aydın iradeleri çürüyüp ezilip yok oldu ve kahraman siyasetine topluca beyaz bayrak kaldırıp teslim oldular.

 

Yani muhalefetin bir tarihi seçim arifesinde yine oyun alanı daraldı.

 

Milli yerli dediğimiz yazar ve siyasetçiler büyük uluslararası oyun kurucuların oyunlarına üstelik kahraman pozlarıyla koştular, henüz yirmi yaşımdayken bir yılda ikiyüz daire sattım diyen adama teslim oldular, kendi milli direniş ve programları, devrimcilikleri, tuzla buz oldu.

 

Oysa bize düşen, ayağımızı basacak çürük olmayan bir tahta, dereyi geçerken üstü yosun tutmamış bir taş bulup, gücümüz irademiz neyse, kendi oyun’umuzu kurabilmek. Yani kardeşlerim uzun bir iktidar karşısında paniğe kapılmayı iradelerini satmak için fırsat bilip sıraya girmiş bu aydın güruhunu iyi tanıyalım.




Kaynak: YENİ AKİT

Editör: TÜRKİYE HABER GRUBU turkiyehabergrubu.com

Bu haber 64 defa okunmuştur.

YORUMLAR



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM HABERLERİ